ERİK-SON DEĞİLDİ ŞİMDİ ELMA DEVRİNDEYİZ…

14
346

Değişen zaman mı insanlar mı diye konuşurken özlemle andığımız o yıllar. Evet 90’lı yıllar…

Samimiyetin hala insanlar arasında varlığını sürdürdüğü, çocuklarımızı korkmadan sokağa gönderebildiğimiz, mahalle bakkalında hala veresiye defteri tutulduğu, selamlaşmanın hala gönül ve dil birlikteliğinde yapıldığı, dijital devrime birkaç esir verdiğimiz ama onları da fidye ile şimdilerde mahalle baskısı dedikleri orijinali sosyal kontrol ile kurtardığımız bir devir…

Ahizeli telefonla sesin karşı tarafa nasıl gittiğini tam olarak algılayamasak da, ahizeli telefonların varlığını toplum olarak kabullendiğimiz, internet vb yeni teknolojiden kısmi haberimiz olduğu bir devir. Şimdilerde takoz diye dalga geçsek de o günlerde takozu olan caka satıyordu toplumda.

Eski Yıllarda Telefon
Eski Yıllar

Kemere takılan telefonların şebeke sinyal ışıkları özellikle de gece karanlıkta ışığı yanıp söndüğü zaman ayrı bir hava katardı. Beylik silahı hükmünde elimizi belimize atıp ceketimizi hafifçe aralardık ki görmeyen varsa da görsün gardaşım biz zenginiz. Bilmiyorduk ki krallığımız kısa sürecek.

Bir başka hususta ilk zamanlar bir çalsa da diye kulağımız telefonda iken, çalmadığı her dakika canımızın sıkıldığı (stres kelimesini ilk keşfettiğimiz zamanlar) şimdilerde ise hiç susmayan, canımızı sıkan, aile hayatımızı bitiren o telefonların sesi.

Kızılötesi ile telefonları birbirine yaklaştırırken, gönüllerimiz ilk kez kızılötesi ile uzaklaşmaya başlamıştı farkına varamadık.

Önce Tuş Çağı ile insanlığımız tuş oldu sonra Cilalı Tuş devri ile yarı dokunmatik telefonlar girdi hayatımıza.

Bu süreçte tuş üstüne tuş olan insanlığımız etik dünyasında taş üstünde taş baş üstünde baş bırakmadı. Ve insanlık dokunmatik telefonlarla tuş’un zirvesini yaşadı.

Şimdilerde hala akıllı-dokunmatik telefonlara direnenlere dalga geçmek ve hakikatle üstünlüğe eremeyip egomuzu tatminde madde ile üstünlük taslamak için “Ne Zaman Akıllanacaksın” diyerek ısrarla akıllı telefon alması için baskı kurduğumuz bir dönemi yaşıyoruz.

Vitamini internet, telefon, bilgisayardan alamayacağımızı ve alırsınız diyerek kandıramayacaklarını bilen maddeci dünyanın baronları erik,

bebekler bile telefonla
Erik Son Değildi

portakal elma logolu ürünlerle kapımızı çaldılar. Bugünlerde öyle kıvama geldik ki teknoloji bağımlılığımıza bahane üretme noktasında nerdeyse şunu diyecek hale geldik. Çocuğunu teknolojiye esir veren anne ve babalardan şunları duymamız an meselesi. “Bakın teknoloji devi bir firmanın logosu elma, sonuçta çocuklarımız elmada bulunan C,K,B6 ve A vitamini bunlardan mahrum mu kalsın”

Bu arada; İşkembe-i Kübra’dan sallamıyoruz bakın Elmada C vitamini, K vitamini, B6 vitamini, A vitamini ve E vitamini bulunmaktadır. Ayrıca magnezyum, fosfor, bakır, manganez mineralleri açısından iyi bir kaynaktır. Antioksidanlar bakımından zengin olan elma yüksek C vitaminiyle birlikte hastalıklara karşı korur ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Ama yanlış anlaşılmasın teknoloji bağımlılığına karşı bu vitamin işe yaramıyor UYARI-YORUM.

Son olarak akıllı telefonların bu 20-25 yıllık süreçte bireysel ve toplumsal olarak bizlerden neler çaldığını, neler götürdüğünü hesaplayacak bir uygulama, hesaplayıcı bir program var mı? Galiba henüz yapılmadı. Ama siz siz olun bu uygulamayı beklemeden akıllı makinaların bizlerden, hayatımızdan neler çaldığını hesaplayıp önlem alın vesselam…

14 YORUMLAR

  1. Mahasallah Zafer bey yüreğinize ve kaleminize sağlık. Hayatımızın vazgeçilmezi olan telefonlari bu sekilde kullanmak yerine, kendimizi telefonlara kullandırıyoruz. Aleyküm selam

    • Biz teşekkür ederiz Servet Bey ilginiz için.
      Bizler Emr-i Bi’l Ma’ruf Nehy-i Ani’l Münker ile emrolunduğumuz için doğru bildiğimizi uygun üslupla kardeşlerimize aktarma niyetiyle paylaşalım dedik.

Bir Cevap Yazın